Teklif çoğu zaman masum görünür. Sosyal medyada tanışılan biri, bir iş arkadaşının tanıdığı ya da bir akraba şöyle der: “Hesabına bir para gelecek, sen çekip bana ver, sana da payını bırakırım.” Bazen yalnızca kart ve şifre istenir, bazen internet bankacılığı bilgileri. Hesap sahibinin aklındaki soru genellikle “Bunun bana ne zararı olur?” sorusudur. Cevap şu: o hesaba gelen para bir dolandırıcılığın parasıysa, hesap sahibi o dolandırıcılık dosyasında çoğu zaman ilk bulunan kişidir.
Neden ilk bulunan kişi hesap sahibi?
Dolandırılan kişi şikâyette bulunduğunda elinde genellikle tek somut iz vardır: parayı gönderdiği IBAN. Dolandırıcının telefonu kapanır, sosyal medya hesabı silinir. Banka kayıtları ise savcılığı doğrudan hesap sahibine götürür. Bu yüzden “Ben sadece hesabımı verdim” diyen kişi, kendini nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla karşı karşıya bulabilir.
Banka veya bilişim sistemleri araç olarak kullanılarak işlenen dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılıktır. Bu hâlde hapis cezasının alt sınırı dört yıldır, adli para cezası da elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Belirleyici soru: Biliyor muydunuz?
Hesabın dolandırıcılıkta kullanılmış olması, hesap sahibini tek başına suçlu yapmaz. Ceza sorumluluğu için kişinin hesabının bu amaçla kullanılacağını bilerek vermiş olması gerekir. Yargıtay bu noktayı somut delil üzerinden arar.
Bunun en açık örneği, aynı dosyada iki farklı sonucun çıktığı bir karardır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanıklardan birinin mahkûmiyetini onadı. Diğer sanık için ise hesap numarasının dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek verdiğine ve gelen parayı çektiğine dair “her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığını” belirterek mahkûmiyeti bozdu. Beraat yerine mahkûmiyet verilmesini hukuka aykırı buldu (Yargıtay 11. CD, E. 2021/27031, K. 2023/9670, 07.12.2023, oy birliği).
Bilginin ispatında kişinin anlatımının tutarlılığı, parayı kimin çektiği, karşılığında pay alınıp alınmadığı ve taraflar arasındaki yazışmalar belirleyici olur. Aynı dairenin incelediği başka bir dosyada savcılık, hesap sahibinin “aşamalarda verdiği tutarsız ifadeleri” öne sürerek beraat kararını temyiz etti. Yargıtay da beraat kararını, duruşma açılmadan dosya üzerinden verildiği için bozdu (Yargıtay 11. CD, E. 2025/1936, K. 2026/494, 13.01.2026, oy birliği). Yani beraat bile, usulüne uygun bir yargılamayla verilmedikçe kesin değildir.
Temmuz 2026’dan itibaren yeni bir kural
7589 sayılı Kanun’la TCK m. 158’e bir dördüncü fıkra eklendi ve 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Buna göre dolandırıcılığa iştirak, haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri veya araçları başkasına vermekle sınırlıysa, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Bu hükmü doğru okumak önemli:
- Suç olmaktan çıkmadı. Hüküm cezayı indiriyor, sorumluluğu kaldırmıyor. Hesabını menfaat karşılığı kullandıran kişi hâlâ dolandırıcılığa iştirakten yargılanıyor.
- İndirim, katkı yalnızca hesabı vermekle sınırlıysa uygulanıyor. Parayı çekip teslim eden, mağdurla konuşan veya dolandırıcılığın başka bir aşamasında rol alan kişi bu indirimden yararlanamayabilir.
- Kapsam geniş. Kanun banka hesaplarıyla yetinmeyip ödeme kuruluşu hesaplarını ve kripto borsası hesaplarını da açıkça saydı.
Ceza dosyası bitse de para meselesi bitmiyor
Ceza yargılamasından ayrı olarak, parası hesabınıza gelen kişi o parayı hukuk mahkemesinde geri isteyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin önüne gelen bir dosyada, araç alımı için hesaba gönderilen para iade edilmemişti. Hesap sahibi “kendisinin de dolandırıldığını, hesabının kullanıldığını, davanın asıl faillere yöneltilmesi gerektiğini” savundu. Mahkeme parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesap sahibinden iade ettirdi. Yargıtay bu kararı oy birliğiyle onadı (Yargıtay 3. HD, E. 2025/1763, K. 2025/5230, 04.11.2025).
Kısacası “payımı aldım, gerisini başkası çekti” savunması, hukuk davasında paranın tamamından sorumlu tutulma riskini ortadan kaldırmıyor.
Böyle bir durumla karşılaşırsanız
- Teklif geldiyse reddedin. Payın miktarı ne olursa olsun, dört yıl alt sınırlı bir suçun yarısı bile ağır bir sonuçtur.
- Tanımadığınız bir para geldiyse çekmeyin, harcamayın. Durumu yazılı olarak bankanıza bildirin. Paraya dokunmamış olmanız, bilmediğinizi gösteren önemli bir işarettir.
- Kartınızı, şifrenizi ve internet bankacılığı bilgilerinizi kimseyle paylaşmayın. Yeni hüküm “bilgileri vermeyi” de açıkça sayıyor.
- Yazışmaları silmeyin. Size neyin anlatıldığı, ne kadar bildiğinizin ispatında belirleyici olur.
- İfadeye çağrıldıysanız avukatla gidin. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi, ifadeler arasındaki tutarsızlık sonradan aleyhe kullanılabiliyor.
Her dosyanın sonucu, hesabın nasıl verildiğine, paranın kimin tarafından çekildiğine ve kişinin ne bildiğine göre değişir. Bu nedenle hangi savunmanın yapılacağı somut olayın ayrıntılarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
